İksev Ulusal Beste Yarışması

  İksev Ulusal Beste Yarışması

İzmir Kültür Sanat ve Eğitim Vakfı'nın (İKSEV) düzenlediği 'Dr. Nejat F. Eczacıbaşı Ulusal Beste Yarışması'na başvurular başladı. İKSEV'in kurucu başkanı Dr. Nejat F. Eczacıbaşı anısına iki yılda bir gerçekleştiren ulusal beste yarışması'na 50 yaşını aşmamış tüm vatandaşlar katılabilecek.

Tarih : 26 Eylül 2008
 
Birinciye 8 bin, ikinciye 6 bin, üçüncüye 3 bin, mansiyonlara bin 500 YTL değerinde para ödülü verilecek yarışmanın seçici kurulu, Gürer Aykal, Turgay Erdener, Rengim Gökmen, Hüseyin Sermet ve Yalçın Tura'dan oluşuyor.

Bu yıl 7'ncisi düzenlenecek yarışmaya son başvuru tarihi ise 26 Eylül 2008 olarak açıklandı.

Yarışmaya gönderilen eserlerin en çok üçlü orkestra olması şartıyla klasik senfonik orkestra kadrosu için bestelenmiş, daha önce seslendirilmemiş, ödül kazanmamış ve telif haklarının satılmamış olması gerekiyor. Koro'nun kullanılamayacağı yapıtın süresi ise 20 dakikayı geçemeyecek.

Seçici Kurul tarafından belirlenecek altı yapıt, İKSEV'in düzenleyeceği Yarışma Konseri'nde seslendirilecek.

Adaylar, yarışma şartnamesini 'www.iksev.org' adlı internet sitesinden öğrenebilecek.

23/1/2008 | Kategori: HaBeRLER | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

YÖK BaŞKaNı Ne YaPMaK iSTiYoR?

YÖK’ün başkanı Prof. dr. Yusuf Ziya ÖZCAN seçilir seçilmez (bütün yasaklar kalkacak) dedi, demesine ama hangi yasakları. Türbanımı, laikliğe karşı olan yasaklarımı, yoksa parasız eğitimi mi? bilinmez ama bu üçgeni düşündürmeye açtı.

Sonunda ortalığı karıştıracağı belli. Bunun yanında bir açıklama daha var, YÖK tarafından kurulan ulusal öğrenci konseyinin genel kurulu toplantısı sonrası öğrencilerle sohbet eden Özcan, bir öğrencinin “ herkes üniversite mezunu olmalı mı? “ sorusuna “ hayır olmamalı ” yanıtını verdi. YÖK Başkanın amacı belli sayıda insanı üniversiteye almak galiba.

Diğer bir yandan “ okullar bedava “ hiçbir yerde görülmemiş diyerek okulların ücretli hale getirilmesini istemiş. Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan başkan olur olduktan hemen sonra ilk açıklaması yasakları kaldıracağız dedi Özcan bu açıklamadan anlaşılıyor ki paralı eğitimin önündeki tüm yasakları ve engelleri kaldırmak.

Prof.Dr. Yusuf Ziya ÖZCAN’A soruyorum yoksa verdiğimiz harçlıkları paradan saymıyor mu? Yoksa o paraları cebine mi atıyor. Hedefi galiba parası olan okuyacak, paralı olan üniversitede bulunacak. Böyle zihniyet görülmemiş, nasıl oluyor da başkan seçiliyor anlamış değilim, düşünüyorum da torpille başkan oldu, aslında onunda suçu değil çünkü AKP seçti.

YÖK başkanın özgürlük getireceğim dediği şey cebimizde ki son parayı da olmak mı? Üniversiteler(okullarda) ticarethane mi, yoksa ders veren, öğreten bilim merkezleri mi? O göre bizler öğrenci mi yoksa müşterimi? YÖK başkanı işçi-emekçi ve de fakir ailelerin çocuklarına sen işçi oğlusun işçi oğlu olarak kal mı demek istiyor mu?

Yoksa öyle kalmasını mı istiyor. Eğer ki bu duruma karşı durup seyirci olarak kalırsak cebimizde ki son parayı da, üniversitemizde bilimde, gençlerimizin üniversite halini de YÖK başkanın’’özgürlük sevdası’’uğruna yok olup gidecek. Sayın Özcan hiç mi bizleri düşünmüyor, acaba biliyor mu?

Ailerimizin yağmur damlaları altında çalışıp bizlere para gönderdiğini ya da hiç düşünüyor mu? Sanki herkes kendisi gibi zengin veya o maaşı alıyor da. Zaten üniversitelerde okuyan az kişi var birde bunu böyle ortaya atıp okuyanlara bir teşkil yaratıyor, okumak isteyenlerinde cahil bırakacak.

Yasaklar için mi başkan seçildi anlamış değilim. Bunlar hiç mi Atatürk’ün yolundan ilerlemeyi düşünmezler.

Yoksa hep Atatürk’ün ilke ve inkılâplarına karşı çıkmayı hedefliyorlar mı?



www.haberyenigun.com

19/1/2008 | Kategori: HaBeRLER | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

SiNeMa

Çılgın Dersane Kampta

Çılgın Dersane Kampta

 
 
 
 
Yapım :
2007, Türkiye
Tür :
Komedi / Gençlik
Yönetmen :
Faruk Aksoy
Senaryo :
Faruk Aksoy, Şafak Güçlü, İrfan Saruhan
Oyuncular :
Cüneyt Arkın, Faruk Aksoy, Mustafa Topaloğlu, Berke Hürcan, Alp Kırşan, Okan Karacan, Paşhan Yılmazel, İlhan Daner, Yalçın Otağ, Sibel Tüzün, Simge Tertemiz, Ulaş Özer, Duygu Çetinkaya, Sevil Uyar, Ercü Turan, Ahmet Erim, Berna Yılmaz, Berksan Özer, Oğuzhan Yıldız, Alp Çoker, Merve Atalar, Ozan Aydemir, Görkem Gürsoy, Fırat Çöloğlu, Birol Engeler, Bahar Akça, Ceyda Ateş
Yapımcı :
Faruk Aksoy, Ayşe Germen
Görüntü Yönetmeni :
Ertunç Şenkay
Müzik :
Oğuz Kaplangı, Uğurcan Sezen
Dağıtım :
Özen Film
Süre :
1 saat, 50 dk.
Gösterim Tarihi :
10 Ocak 2008

Özet

Antalya'da Dersaneler Birliğinin düzenlediği yarışmanın kazanılmasıyla borç batağından kurtulan İstanbul Özlem Dersanesi İstanbul'daki binasına dönerek eğitimine devam etmeye başlar. Bu sırada Kerem ve Özlem Londra'daki bir üniversitenin burslu öğrencileri olmaya hak kazanarak ayrılırlar. Aynı zamanda Antalya'daki başarılı uygulama sayesinde birçok yeni öğrenci dersaneye kayıt yaptırır. Bunların biri de ünlü pop şarkıcısı Berksan'dır. Aylar geçer, üniversite sınavına bir ay kala yine Hadi Hoca'nın fikriyle eğlenmek, sınav stresinden uzaklaşmak, bol oksijen tüketmek ve hızlandırılmış kurslara devam ederek sınava hazırlanmak üzere nehirlerin, şelalelerin olduğu bir doğa cennetinde kampa girilmesine karar verilir.

17/1/2008 | Kategori: HaBeRLER | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Google, 2007’de en çok indekslenen Türkçe siteleri belirle

2007 sonu itibariyle Google tarafından en çok sayfası indekslenen Türkçe siteler belli oldu. Listenin başında 2 milyon 660 bin sayfası indekslenen Azbuz.com bulunuyor. 2007 sonu itibariyle Google tarafından en çok indekslenen Türkçe sitelerden bazıları şöyle:.

Azbuz.com: 2.660.000.
Blogcu.com: 1.870.000.
Gittigidiyor.com: 1.810.000.
Milliyet.com.tr: 1.330.000.
Hurriyet.com.tr: 1.310.000.
Ekolay.net: 1.300.000.
Antoloji.com: 1.010.000.
Araba.com: 784.000.
Sabah.com.tr: 700.000.
Mynet.com: 725.000.
Zaman.com.tr: 663.000.
Cnnturk.com: 645.000.
Radikal.com.tr: 573.000.
Ideefixe.com: 590.000.
Divxplanet.com: 483.000.
Süperpoligon.com: 419.000 Seslisozluk.com: 400.000.
Donanimhaber.com: 410.000.
Ntvmsnbc.com: 343.000.
Sporx.com: 355.000.
İtiraf.com: 247.000.
Hepsiburada.com: 228.000.
Memurlar.net: 213.000.
Yonja.com: 165.000.
Bildirgec.org: 157.000.
Superonline.com: 84.900.
Travian.com.tr: 73.600.
Haberturk.com: 59.500.
Medyafaresi.com: 29.600.
Medyatava.net: 19.300.
(Liste 31 Aralık 2007’de hazırlandı) .

Kaynak: milliyet.com.tr

14/1/2008 | Kategori: HaBeRLER | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Cumhuriyetin İlk Bankasının Müzesi Açıldı...

Cumhuriyetin ilk bankasının müzesi açıldı83 yıllık geçmişe sahip Türkiye İş Bankası, kuruluş hazırlıklarını iki yıldır sürdürdüğü müzesine 14 Kasım’da kavuştu. Bankamızın 83 yıllık tarihine ilişkin fotoğraflar, bankacılık gereçleri, reklam ve promosyon malzemeleri, filmler, iletişim araçları ve belgelerin sergilendiği müze, İş Bankası’nın 1928'den 2004 yılına kadar Yenicami Şubesi olarak hizmet verdiği binada yer alıyor.

Binanın tarihi ve mimari özellikleri korunarak hazırlanan müzede, Bankamızın 83 yıllık geçmişine bir yolculuk yapma şansı elde edebilirsiniz. Bu yolculuk sırasında eski demir kumbaralar, mavi çek defterleri, mühürler, daktilolar size eşlik edecek. Özellikle demir kumbaraların biz gençleri 1990’lı yılların başına kadar götürdüğünü söylemeliyiz. Bir zamanlar her evde mutlaka bulunan İş Bankası kumbaraları sizlere tanıdık gelecek en nostaljik sergi eseri. Bunun yanı sıra müzede pek çok reklam afişini görme fırsatı da yakalayabilirsiniz. 50’ler, 60’lar, 70’ler derken günümüze kadar gelen bu afişlerde dönemin ekonomi anlayışlarının da yansımalarını bulmak mümkün. 80 öncesi afişlerde “tasarruf” vurgusu ön plana çıkarken, 80 sonrasındaki afişlerdeki söylemler değişim geçiriyor. Bu nedenle müze, Türk iktisadi hayatının da kısa bir özetini gözler önüne sermekte.

Müzenin en ilginç detaylarından biri de bir banka kasasının nasıl olduğunu merak edenlerin merakını gideriyor oluşu. Tahmin edebileceğiniz gibi bu devasa bankanın kasası da devasa boyutta, insan kasanın içindeyken kendisini bir hayli garip hissediyor.

Cumhuriyetin ilk bankasının müzesi açıldıMüzede sergilenen eserleri Türkiye’nin her noktasından toplanan ve gerekli onarımdan geçen belgeler, fotoğraflar, objeler oluşturuyor. Cumhuriyetin kuruluş yıllarındaki zor şartlar içerisinde temelleri atılan, gelişen, büyüyen ve bugünkü gücüne ulaşan Türkiye İş Bankası, cumhuriyet tarihimiz içinde gurur verici bir kurum. Türk bankacılık tarihinin gelişimini de yansıtan müzede binanın özgün yapısına ait mobilyalar ve detaylar, olduğu gibi korunarak sergilendiği için müzeyi gezerken o yıllara gitmek daha da kolaylaşıyor.

Cumhuriyet’in kuruluşuna tanıklık etmiş, kuruluş yıllarında varlığıyla Türk halkına maddi ve manevi destek olmuş, yıllar geçtikçe güçlenerek büyümüş ve yerini sağlamlaştırmış Türkiye İş Bankası’nın müzesini geçmişe kendi gözlerinizle tanıklık etmek için mutlaka ziyaret etmenizi öneriyoruz. İş Bankası Müzesi pazartesi günleri hariç haftanın her günü 10.00-18.00 saatleri arasında Yenicami’de ziyaret edilebilir.

www.muze.isbank.com.tr

10/12/2007 | Kategori: HaBeRLER | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

ÇOCUKLAR İÇİN....

ÇOCUKLAR İÇİN

Minik Maymun Muki

Yer : MKM Attila İlhan Salonu, İstanbul Avrupa, 8-15 Aralık 2007, Saat 13:00
Küçük Balık Bambam
Tiyatro Mie çocuğunuzun ve sizin unutamayacağı bir müzikale imza attı “Küçük Balık Bambam”.
Yer : Maltepe Yayla Sanat Merkezi, İstanbul Anadolu, Ekim Kasım ayında Her Cumartesi-Pazar , Saat 13:00
Genç İstanbul Modern'de 'Ayın Altında'
İstanbul Modern Sanat Müzesi’nin Centre Georges Pompidou işbirliği ve Eğitim Sponsoru Garanti Bankası’nın katkılarıyla düzenlediği Genç İstanbul Modern etkinliklerinin ikincisi, çağdaş İspanyol heykelinin en önemli isimlerinden Miquel Navarro’nun oyun-yapıtı “Ayın Altında” ile sürüyor. Etkinlik, 25 Eylül-16 Aralık 2007 tarihleri arasında gerçekleşiyor.
Yer : İstanbul Avrupa, 25 Eylül-16 Aralık 2007
Gelecek Zaman Oyunları

Yer : İstanbul Avrupa, 6 Eylül-2 Aralık 2007
<****** type=text/**********> <****** src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js" type=text/**********>
Bir Yıldız Seç Kendine
Cici ve Sisi, annelerinin ölümünden sonra günlerini değirmende babalarına yardım ederek geçirmektedir. Cici, çalışkan ve uslu bir kız olmasına karşın Sisi, tembel ve yaramaz bir çocuktur.
Yer : Kağıthane Sadabad Sahnesi, İstanbul Avrupa, 1-29 Aralık 2007
Çarıklı Kovboylar
Uzun süredir seyircilerimizin de ısrarlı talebi üzerine FKM bu sezon çocuklar için de sahneye çıkıyor. Uzun ve titiz bir çalışmadan sonra Çarıklı Kovboylar profesyonel oyuncu kadrosuyla çocuklara tam bir tiyatro lezzeti sunuyor.
Yer : Fırat Kültür Merkezi, İstanbul Avrupa
Elma Kurtları
Anais M.Martin'in eseri olan Elma Kurtları bu sezon da çocuklara merhaba diyor.
Yer : Atatürk Kültür Merkezi, İstanbul Avrupa, 1-15 Aralık 2007, Saat 11:00
Karagöz Kukla Tiyatrosu

Yer : SGM Tuzla, İstanbul Anadolu, 8 Aralık 2007, Saat 11:00
Benim Güzel Pabuçlarım
Çocuklar için yapılacak her şeyin çok büyük bir özen ve sorumluluk duygusuyla yapılması gerektiğinin bilincinde olan Tiyatro Yeniden, Türkiye’de bu alanda verilen en önemli ödülü; (“ Kültür Bakanlığı Büyük Ödülü”) nü almış olan ve Kültür Bakanlığı yayınları tarafından kitap haline getirilen “ Benim Güzel Pabuçlarım ” adlı oyunu
Yer : TİM Fettah Aytaç Salonu, İstanbul Avrupa, 1-30 Aralık 2007, Saat 12:00
Küçükçekmece Belediyesi halkalı Kültür Merkezi Kasım-Aralık Ayları Etkinlik Programı

Yer : Halkalı Kültür Merkezi, İstanbul Avrupa, 23 Kasım-6 Aralık 2007

28/11/2007 | Kategori: HaBeRLER | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

DENİZ ALTINDAKİ FESTİVAL:MERCANLAR...

Deniz altındaki festival: MercanlarMercanlar bitkiye benziyor ama aslında hayvan. Belki de hayvan gibi davranan bir bitki türü. Boyları minicik ama birleşerek sahillerde binlerce kilometrelik alanlar oluşturuyorlar. Ve şimdi soyları tükenmek üzere.

Mercanların sert göründüklerine bakmayın, aslında en yakın akrabaları denizanaları. Taş gibi sert olmalarına rağmen aslında jelatinli organizmalar sınıfına dâhil bir tür, yani sudan çıkardığınızda ölüyorlar. Şekilsiz kütleler gibi görünmelerine rağmen aslında bir mercan hayvanı, polip denen alt ucuyla bir yüzeye tutunan, silindir şeklinde içi boş bir canlı. Diğer ucunda ağzı var ve ağzının etrafı da dokungaçlarla kaplı. Kendinden daha küçük deniz canlıları ile besleniyor ve bu dokungaçların ucunda, avına dokunduğunda onu felç eden zehirli kapsüller var. Bu hayvancıkların milyonlarcası birleşip mercan resiflerini oluşturuyor ve o rengârenk görüntü ortaya çıkıyor. Yani o gördüğünüz mercanlar tek bir canlı değil. Bir mercanın, kayaya veya başka bir mercana tutunmadan özgürce yüzdüğü tek an, larva olarak doğduğu andır. Kirpikli larva denen yavru mercan, bir süre özgürce yüzdükten sonra, kirpik denen duyargaları ile tutunacak bir yer bulur ve ömrünün geri kalanını orada geçirir.

Okyanustaki tüm ekosistem, mercanların varlığına bağlı. Tüm balık türlerinin üçte biri, mercanların atıklarıyla besleniyor. Kalan balıkların da bu balıklarla beslendiklerini düşünürseniz, deniz hayatı, mercan resiflerinin varlığına bağlı. Buna rağmen dünyadaki mercan resiflerinin toplam alanı 600.000 kilometrekare. Yani hepsini toplasanız Türkiye’yi kaplayamıyor.

Deniz altındaki festival: MercanlarMercan + yosun

Mercanlar aslında şeffaf canlılar. Mikroskobik büyüklükteki yosun parçalarını sudan süzüp hücreleriyle birleştiriyorlar, renklerini de bu sayede alıyorlar. Bir milimetrekare mercanda, bu mikroskobik yosun partiküllerinden 500.000 civarında bulunuyor. Ancak mercanların yosunlarla oluşturduğu bu ikili yaşam formunun (biyolojiden hatırlayın; simbiyotik) amacı renkli bir karakter sahibi olmak değil tabii ki. Mercanlar aslında omurgasız canlılar, yani iskeletleri yok. Yosunlar, karbonik anhidrit denilen bir madde salgılayıp mercanların iskelet oluşturmasını sağlıyorlar. Bu asitli karışımla birleşen su ise kalsiyum oluşumunu sağlıyor. Ne tesadüftür ki mercanların iskeletleri de kalsiyum karbonattan oluşuyor. Mercan kayalıkları da, binlerce yıl boyunca aynı yere yığılan ve ölen mercan iskeletlerinin sonunda denizin üzerine kadar yükselmesi şeklinde oluşuyor. Eğer bu kayalıklar, ortasında su olan halka şeklinde bir adaya dönüşürse buna da atol deniyor.

Deniz altındaki festival: MercanlarAkvaryumcuların mercan katliamı

Balıkçıların dinamit ve dibi tarayan ağlar kullanması kadar mercanlara zarar veren bir diğer unsur da tuzlu su akvaryumculuğu ve mercanların takı yapmak amacıyla avlanması. Akvaryumcular, aşılama yoluyla kendi mercanlarını üretebilseler bile en başta mercan satın almaları gerekiyor, bu da mercan resiflerinden mercan toplamak demek. 1994’ten beri, 7000’den fazla adadan oluşan Filipinler’de yürütülen bir proje var. Zarar görmüş kıyılarda resif akvaryumculuğu yapılıyor, mercan tarlaları oluşturuluyor. Yapay olarak üretilen mercanlar, hem bilimsel araştırmalarda, ecza ve kozmetik sektöründe kullanılıyor hem de akvaryumculara pazarlanarak doğal resiflerin evlere taşınması önleniyor.

Mercanlara ne olacak?

Mississippi Üniversitesi araştırmacılarına göre suların bir derece bile ısınması, mevcut mercan türlerinin sadece dörtte birinin varlığını sürdürebilmesi demek. Sebep tabii ki küresel ısınma. Ayrıca denizlerin kirlenmesine bağlı olarak okyanus sularının oksitlenmesi de önemli bir faktör. Sular ısındıkça, mercanlarla birlikte yaşayan yosunlar, mercanları terk ediyor, mercan resifleri renklerini kaybediyor. Bir resif ne kadar rengârenkse o kadar sağlıklı demek.

1997-98 yıllarında Karayipler’de deniz suyunu beş derece yükselten En Nino kasırgası sırasında mercanlar, yosunlarla beslenmeyi öğrenerek hayatta kalmıştı. Bilim adamları, küresel ısınmanın sonucunda mercanların böyle hayatta kalacağını düşünüyordu. Ancak okyanusların kirlenmesiyle sularda görülmeye başlayan asit özellikleri, bunu engelliyor ve mercanlar yosunlarla beslenemiyor. Olaya kötümser bakan araştırmacılar, 2050’de 93.000 mercan türünün %95’inin soyunun tükeneceğini öngörüyor.

20/10/2007 | Kategori: HaBeRLER | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

ÜMRANİYE BELEDİYESİ


'Hikâyenin Bugünü-Bugünün Hikâyesi/80 Sonrası Türk Hikâyesi Sempozyumu' Ümraniye Belediyesi'nin ev sahipliğinde gerçekleştiriliyor.

Tarih : 19 - 20 Ekim 2007
Yer : Ümraniye Belediyesi Kültür Merkezi
Şehir : İstanbul Anadolu
Ümraniye Belediye Başkanlığı, “Sosyal Belediyecilik” anlayışıyla birçok sosyal, kültürel ve sanatsal etkinliğe imza atmış bulunmaktadır.

Söz konusu etkinlikler arasında bu yıl üçüncüsü düzenlenmiş olan “Ümraniye Belediyesi Hikâye Yarışması”nın özel bir yeri ve önemi vardır.

Bu ödüllü yarışma, kısa sürede büyük bir ilgiyi üzerinde toplamış ve her yıl artan katılımcı sayısıyla Türkiye’nin edebiyat alanında düzenlenen önemli yarışmalarından birisi haline gelmiştir.

Bu ilgi ve kabule istinaden, hikâye sanatının günümüzdeki durumunu, oluşturduğu edebi zenginliği, varsa sorunlarını ve açılımlarını ortaya koyacak, bu konularda değerli bilim adamlarımızın ve edebiyatçılarımızın düşüncelerini ve çalışmalarını paylaşacakları Hikâyenin Bugünü-Bugünün Hikâyesi/80 Sonrası Türk Hikâyesi Sempozyumu, Ümraniye Belediyesi ev sahipliğinde gerçekleşiyor.

Sempozyum kapsamında, alanında uzman 30 akademisyen ile bu dalda tanınan ve eserler kaleme almış birbirinden değerli yazar ve edebiyatçılar aylar öncesinden hazırladıkları ve çeşitli açılardan ele alacakları müzakerelerini sunacaklar.

Ümraniye Belediyesince düzenlenen ve “80 Sonrası Türk Hikâyeciliğinin” ele alınacağı “Hikâyenin Bugünü, Bugünün Hikâyesi” konulu sempozyuma bütün İstanbul halkı davetlidir.

18/10/2007 | Kategori: HaBeRLER | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

WEB 2.0 İLE HAYATINIZI KOLAYLAŞTIRIN..

Web 2.0 ile hayatınızı kolaylaştırınWeb 2.0, anlatılmaz yaşanır. Saçma değil, hakikaten anlatılacak net bir tarifi yok Web 2.0 kavramının. Web 2.0 sitelerini kullandıkça akla yatacak bir terim. Ama biraz uğraşırsak; kullanıcı entegrasyonu, interaktivite, fonksiyonalite gibi terimler kullanabiliriz. Kullanıcılar web’i tüketmiyor, onu yaratıyor.

Mesela, site yöneticilerinin belirlediği “directory” kavramı yerine kullanıcıların belirlediği “tag cloud” sayesinde kategorizasyon, ideal bir Web 2.0 uygulaması örneği. Önceden aramalarda anahtar sözcükleri sitelerin yöneticileri belirlerken, artık her kullanıcı etiketler (tag) sayesinde kendi anahtar sözcüklerini oluşturuyor, bu sözcükler bulutlar halinde toplanıp (tag cloud) aramada büyük kolaylıklar sağlıyor. Sitenin içeriğine göre kocaman bir havuzdan seçip reklam gösteren Google AdSense, fonksiyonel bir Web 2.0 uygulaması. İki kod HTML öğrenip rezil görünüşlü kişisel internet siteleri yapmak yerine, kullanıcının her ihtiyacını karşılayan Blogspot’ta kendine bir blog açmak, tam bir Web 2.0 mantığı. Üstelik kullanıcıların blogları ile kendi bilgi akışlarını oluşturup bunu paylaşmaları, yani interaktif bilgi paylaşımı da Web 2.0 fikrine uygun bir hareket. Tabii Web 2.0’ın ‘gradient’ arka planlar (iki renk arasında geçiş yapmak anlamında) ve kocaman verdana fontlar kullanmak gibi görsel standartları da var. Şimdi size, Web 2.0 standartlarına uygun ve hayatı kolaylaştıran sitelerden örnekler sayalım.

del.icio.us: Web 2.0 hakkında ders kitabı niteliğinde bir site. Kendi sık kullanılanlarınızı ekleyip online olarak saklayabiliyorsunuz. Yani bir online bookmarking sitesi. Ancak dilimize bir de social bookmarking kavramını kazandırdı. Yani kendi sık kullanılanlarımızı paylaşıyor, etiketler altında grupluyor, başkalarının etiketlerini inceleyerek yeni siteler buluyoruz. Site, Yahoo tarafından satın alındı. Browser’ına düğmelerini ekleyerek kolaylıkla kullanabilirsin.

digg: del.icio.us’a benziyor ama teknoloji ağırlıklı bir site.

Wikipedia: Encarta türü hantal ansiklopediler, Wikipedia haline geldi. Literatüre öyle yerleşti ki, artık her türlü kullanım kılavuzu, içerik yönetim sistemi wiki olarak anılıyor. Kullanıcı kaynaklı bir bilgi kaynağı olması bakımından Web 2.0 sınırları dâhilinde.

YouTube: Tüm içeriğin kullanıcılar tarafından oluşturulması, YouTube’u tipik bir Web 2.0 uygulaması haline getiriyor.

Web 2.0 ile hayatınızı kolaylaştırınFlickr: Yükle, paylaş, keşfet, oyna. Flickr, kullanım sisteminden içeriğine, görünüşüne kadar tam anlamıyla Web 2.0 standartlarında. Standart galeri sitelerinin etkileşimli galeriler haline gelmesi, Web 2.0 teriminin ortaya çıkışında etken rol oynayan gelişmelerden biri.

Google docs & spreadsheets: Kısaca online Excel ve Word hizmeti. Makinandaki excel ve word dosyalarını yükleyebilir, online olarak istediğin zaman bakabilir, paylaşabilir, birlikte düzenlemeye açabilir, sadece okunması için yayınlayabilir, Microsoft Office ile yaptığın tüm işlemleri online olarak yapabilirsin. Bilgisayar, işletim sistemi ve uygulamaların ağ bağlantısı ile nasıl entegre olmaya başladığını düşündürmesi bakımından bile denenmesi gereken bir uygulama.

Web 2.0 ile hayatınızı kolaylaştırınBlogger: 2006 sonunda 50 milyon blog vardı. 2007 sonunda 150 milyon blog olacağı tahmin ediliyor. Çünkü her gün 175.000 yeni blog açılıyor. Bloglar, kişisel yayıncılıkta çok önemli bir nokta. Gerçi Türkiye’de o günlere hala çok var ama yurtdışında alışılmış medyaya alternatif, büyük firmaların hareketlerini etkileyen güçlü bloglar var. Technorati gibi blog takip ve arama siteleri de Web 2.0 uygulamaları. Blog işinde en büyük isim ise blogger.com.

Bloglines: Üye ol, ara, yayınla, paylaş! Bloglines, web tabanlı bir rss okuyucu. Kısaca, takip ettiğin siteleri buraya kaydederek her gün on tane siteye girmek yerine sadece buraya girerek ne yenilenmiş, yeni hangi haber var takip edebiliyorsun. Bin türlü farklı sitenin görselleri yüklensin diye beklemiyorsun. Tabii illa orijinal sayfasında okuyacağım diyorsan da o sayfaya gidebiliyorsun. Aynı işi yapan Google Reader’dan daha hızlı. Ayrıca Image Wall adlı bir uygulaması var ki, sadece bloglara eklenen resimleri sıralıyor, ne acayip resimler çıktığını görsen şaşırırsın.

eskobo: eskobo, tam olarak bir rss okuyucu değil, çünkü kendi seçtikleri içerikten seçim yaparak kendi sayfanı oluşturup bir giriş sayfası haline getiriyorsun. Esprisi ise, bir Türk sitesi olması.

Netvibes.com: Netvibes, eskobo’nun yabancı versiyonu. Sayısız web sayfası içeriği ve çok basit, kolay anlaşılır, derli toplu örnek Web 2.0 arayüzü ile sık kullanılanlarda bulunması gereken bir site. Takip ettiğin haber siteleri, blogları eklemek yanında, takvim, arama, mail gibi farklı modüller de var. Üstelik kendi arama motorlarını kullanman gerekmiyor, favori arama motorunu kaydediyorsun. Yani bir sayfada favori haber siten, favori müzik blogun, arama motorun ve mail servisin birlikte sunuluyor. Ne kadar zaman kazanacağını tahmin edebiliyor musun?

MySpace: Milyonlarca blog sayfasının oluşturduğu bir network. İşin ilginç yanı ise, Web 2.0 kavramının başrollerinden birine sahip olmasına rağmen görünüş olarak iki hafta önce HTML öğrenmiş bir çocuk tarafından yapılmış gibi görünmesi.

15/10/2007 | Kategori: HaBeRLER | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

DÜNYANIN YENİ YEDİ HARİKASI

Dünyanın yeni yedi harikası

Dünyanın yeni yedi harikasıDünyanın yedi harikası, milattan önce ikinci yüzyılda belirlenmişti. Görmek isterseniz, tarih kitapları dışında varlığını sürdüren tek üyesi Keops Piramidi. Bu yüzden İsviçreliler dünyanın yeni yedi harikasını seçmeye karar verdi ve seçimi de insanlığa bıraktı.

Dünya harikaları fikrini M.Ö 2. yüzyılda Heredot ortaya atmıştı. Liste; Mısır’daki Keops Piramidi, sanıldığı gibi mistik bir yer olmasa da Babil’in Asma Bahçeleri, Olimpia’daki Zeus Heykeli, Efes’teki Artemis Tapınağı, sadece 56 yıllık ömrüne rağmen 32 metrelik Rodos Heykeli, 166 metrelik İskenderiye Feneri ve Bodrum’daki Halikarnas Mozolesi’nden oluşuyordu.

Bu harikaların hepsinin de Akdeniz civarında olduğunu fark etmişsinizdir. Bu liste, kısaca Atinalılar için turistik bir kaynaktı ve sadece çevrelerinde gördükleri benzer mimari yapıları listelemişlerdi. Bu sebeple İsviçre’de kurulan New 7 Wonders adlı vakıf, tek kişinin değil, tüm dünyanın seçeceği yeni harikaları belirlemek için kuruldu. Keops, otomatik olarak listeye dahil edildi ve seçecek altı yeni harika kaldı.

2000’de başlayan çalışma, tüm dünyadan tarihçilerin 200 önerisinin 2006’da 21’e düşürülmesi ile devam etti. O günden beri önce gazetelerin anketleri, sonra internet oylaması, son olarak da cep telefonu oyları ile yeni harika adayları puan topladı. Toplam yüz milyon oy ile belirlenen yedi harika, 7 Temmuz günü açıklandı.

Yeni liste şöyle: Çin Seddi, Ürdün’deki Petra antik kenti, Brezilya’daki Kurtarıcı İsa Heykeli, Peru’daki İnka antik kenti Machu Picchu, Meksika’daki Chichen Itza piramidi, İtalya’daki Kolezyum ve Hindistan’daki Tac Mahal.

30/9/2007 | Kategori: HaBeRLER | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

<Önceki Yazılar |


Get kardeslikk chat group | Goto kardeslikk website

Daha fazla bilgi yarışması için buraya tıklayın

© HaBeRLER - eğlence - Blogcu Copy right Information
Put all your links here.. write down what ever you like
Designed by : Rambling Soul | XHTML 1.0 | CSS | Uyarlama : ŞablonTüRK

cursor