Çıldırtan Windows Hata Mesajları

Çıldırtan Windows Hata MesajlarıWindows her ne kadar dünyanın en çok kullanılan işletim sistemi olsa da kimi zaman verdiği hata mesajları ile bizleri bilgisayar başında çıldırtabiliyor. İşte Genç ekibi olarak birbirinden ilginç hata mesajlarını sizler için bir araya getirdik.

10 – “Uygulama doğru bir şekilde sürücüyü silemiyor. Silme işlemi devam ediyor fakat sürücü hala yüklü kalacak.”
Sürücüyü silmek istediğinizde böyle bir mesajla karşılaşırsanız şaşırmayın. Windows’un en klasik mesajlarından birisi.

9 – “Klavye Hatası. Devam Etmek için F1’e Kur işlemi için F2’ye basınız.”
Bizi zorlayan hata mesajlarından birisi daha. Klavyeniz bozuk ya da takmayı unuttunuz. O zaman bilgisayarınızı açmanız Windows’a göre pek mümkün değil.

8 – “Geri Dönüşüm Kutusu’nu Geri Dönüşüm Kutusuna göndermek istediğinizden emin misiniz ?”
Evet belki bu tam anlamıyla bir hata mesajı olmayabilir. Aslında bir ikaz mesajı ama facia niteliğinde bir ikaz mesajı olduğu için listemizdeki yerini aldı.

7 – “Beklenmeyen bir hata gerçekleşti.”
Windows’umuz tabii ki kolay kolay hata kabul edebilen bir işletim sistemi değil. Hatalar da Windows için beklenen ve beklenmeyen olarak ikiye ayrılmış bulunmakta. Eğer sizin hatanız ikinci gruptaysa o zaman şimdiden hatanızı düzeltmenin yollarını aramaya başlayın.

6 – “Bilgisayarınızı Korumak İçin Windows Aşağıdaki Programları Kapattı: Windows Explorer”
Güvenlik açıkları Windows’un başını o kadar çok ağrıtmış ki kendileri artık sorunu en aza indirmek için her yere bir güvenlik uyarısı koymuşlardı. Fakat işte sorun güvenlik açığında değil Windows’un kendisinde.

Çıldırtan Windows Hata Mesajları5 – “Yazdırma işlemi bazı nedenlerle başarısız oldu.”
Windows’unuzun canı bugün size yazdırma işlemini yaptırmak istemeyebilir. Kendisi bildiğiniz üzere nazlı biraz. Ama tabii çok üstelerseniz kızdırabilirsiniz de; hatta kızdığı zaman size bir açıklama yapmak zorunda da değil.

4 – “Bir önceki hatayı görüntülerken bir hata meydana geldi.”
Hata bu, ne zaman karşınıza çıkacağı belli olmaz. Belki yarın belki yarından da yakın. Hatta iki hata arasında bile bir hata olabilir.

Çıldırtan Windows Hata Mesajları3 - “Hata: İşlem Başarıyla Gerçekleştirildi.”
Bazen Windows bile kendisinin bir işlemi başarıyla gerçekleştirdiğine inanamıyor.

2 – “Felaket bir Hata”
Top 10 Listemizin ikinci sırasını en korkunç hataya veriyoruz. Her sene her ne kadar güvenlik ve güvenilirlik gibi kavramları içinde barındıran reklamlarla ortalıklarda görünse de Windows’un da kimi zaman algılayamadığı ve algılayamayıp kabul ettiği ve “yapabilecek bir şey yok, felaket bir hata” şeklindeki mesajıyla topu size gönderdiği anlar da oluyor.

1 – “Bu probleme Microsoft Corporation tarafından yaratılan Microsoft Vista sebep oldu.”
Top 10 Listemizin zirvesini kendi kendini vuran hata mesajına veriyoruz. Aslında muhtemelen amacı Microsoft’un güvenilirliğini göstermek için yaratılmış olsa da Microsoft bizce Windows’a çok fazla güvenmemeli. Kendi hata mesajında bu hatanın kendi işletim sisteminden kaynaklandığını söyleyerek hem bizleri güldürüyor(biraz da korkutarak) hem de bir numarayı elde ediyor

25/4/2008 | Kategori: TeKNoLoJi | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Social Bookmarking’le tanışın!

Social Bookmarking’le tanışın!İnternette gezinirken hoşunuza giden sayfaları arkadaşlarınızla paylaşmak artık çok kolay. Son zamanlarda sayıları gittikçe artmaya başlayan social bookmarking siteleri ile sık kullandığımız siteleri internette saklayabiliyor, paylaşabiliyor ve istediğimiz yerden kolayca ulaşabiliyoruz. İsterseniz social bookmarking konusuna biraz daha yakından bakalım...

Kullanıcılarına internet sayfalarını saklama, organize etme ve site kullanıcılarının eklediği sayfalar arasında arama yapabilme gibi imkânlar sağlayan social bookmarking siteleri, internet deneyimimizin vazgeçilmez parçalarından biri haline gelmek üzere. Bu arada İngilizce bir terim olan “social bookmarking”in tam Türkçe karşılığını bulmak zor ama “sosyal imleme” veya “sosyal etiketleme” terimlerini duyduğunuzda şaşırmayın, büyük ihtimalle aynı şeyden bahsediliyor olacaktır.

Hem internet üzerinden hem de bilgisayarınıza yüklediğiniz programlar aracılığı ile ulaşabileceğiniz birçok uygulama var. Üstelik kaydettiğiniz internet sayfalarını arkadaşlarınızla paylaşabilir, hatta arkadaş bile edinebilirsiniz. Birçok uygulama istediğiniz seviyede gizlilik opsiyonu da tanıyor. Yani kaydettiğiniz siteleri herkesle paylaşmak zorunda değilsiniz. Web 2.0’ın en çok kullanılan özelliklerinden biri olan etiketleme sistemi social bookmarking sisteminin de önemli bir parçası. Kaydettiğiniz siteleri etiketleyerek daha sonra bu sitelere oldukça kolay bir şekilde ulaşabiliyorsunuz.

Social Bookmarking sitelerini kullanmak isterseniz önünüzde bir çok seçenek var. İnternet üzerinden hizmet veren sitelerin en popüleri “del.icio.us”. Özellikle blog kullanıcıları arasında oldukça popüler olan “del.icio.us”a üye olarak profilinizi yaratıyorsunuz. Etiketleme işlemi de oldukça basit. Örneğin seyrettiğiniz ve sevdiğiniz bir film hakkında çıkan bir yazıyı kaydetmek istiyorsunuz. Üyelik sırasında tarayıcınıza eklenen butona basarak sayfayı “del.icio.us” profilinize ekleyebilirsiniz. Açılacak pencerede bu sayfa hakkında istediğiniz kadar etiket de girebilirsiniz. Bu etiketler sayesinde daha sonra bu siteye ulaşmanız oldukça kolaylaşacaktır. “del.icio.us”a benzer şekilde çalışan diğer social bookmarking siteleri arasında Reddit.com ve Digg.com da var.

Social Bookmarking’le tanışın!Son dönemlerde oldukça popülerleşen social bookmarking uygulamalarından olan “StumbleUpon” ise tarayıcınıza yükleyeceğiniz küçük bir eklenti aracılığı ile çalışıyor. Kullanımı “del.icio.us” sisteminden daha kolay olan “StumbleUpon”un en büyük özelliği seçtiğiniz etiketlere göre ilginizi çekebilecek siteleri aramaya yarayan butonu. Ayrıca ekranınıza getirdiği siteyi beğenip beğenmediğinizi belirtebiliyorsunuz. Bu durumda bir sonraki önerisini buna göre karşınıza getiriyor. Ayrıca arkadaşlarınız ile web sayfalarını paylaşabilir ya da StumbleUpon üzerinde en çok beğenilen ve en az beğenilen web sayfalarını da görebilirsiniz. Hem Mozilla Firefox hem de Internet Explorer’ı destekleyen “StumbleUpon”, social bookmarking olayını daha bir eğlenceli ve sevimli bir hale getirmiş.

Social Bookmarking’le tanışın!Social bookmarking sitelerinden “Mixx” de üyelerinin paylaştığı sitelerin oylanmasına imkân tanıyor. Mixx’e bookmarklarınızı ekleyebileceğiniz gibi, Mixx’in veritabanındaki sitelerden de araştırma yapmanız mümkün.

Son dönemin en büyük çılgınlığı Facebook ile de social bookmarking yapmanız mümkün. “Facebook Share” aracılığı ile beğendiğiniz siteleri arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz. Google ise “Google Bookmarks” ile social bookmarkinge her zamanki gibi basit ve kullanışlı bir arayüzle yaklaşıyor. Bilgisayarların olmazsa olmaz eklentilerinden “Google Toolbar” ile birlikte gayet kolayca kullanabileceğiniz “Google Bookmarks”, tarayıcınızın Sık Kullanılanlar klasörünün daha gelişmiş bir hali olarak duruyor.

 

4/4/2008 | Kategori: TeKNoLoJi | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Bilgisayar Virüsleri 25 yaşında!

Bilgisayar Virüsleri 25 yaşında!İnternet kullanımının yaygınlaşması ile birlikte bilgisayar kullanıcılarının korkulu rüyası haline gelen bilgisayar virüslerinin ortaya çıkışının 25.yılı. 25 yıl önce bir şaka olarak ortaya çıkmış olsalar da bugün verdikleri zararlarla işin keyfini kaçırıyorlar.

Bilgisayarlarla arası pek iyi olan ve o dönem arkadaşları arasında bilgisayarıyla yaptığı şakalar ile tanınan Rich Skrenta, 1982 yılında kullandığı Apple II bilgisayarı aracılığı ile “Boot Sector” olarak bilinen bilgisayar virüsünü yarattı. Skrenta virüsünü okuduğu lisede ve yerel bir bilgisayar kulübünde yaymaya başladı. Virüs daha sonra dünya çapında yayılan ilk virüs oldu. Rich Skrenta’nın o dönemlerde amacı sadece arkadaşları arasında popülerliğini arttırmaktı belki de ama 25 sene sonra bugün bir bakıma mucit (!) olarak anılıyor.

Rich Skrenta aradan geçen 25 yılda kendisine göre iyi, birçok insana göre, özellikle bilgisayar virüslerinden nasibini alanlara göre kötü şöhret getiren bilgisayar virüsü “Elk Cloner”un dışında bir çok bilgisayar programı ve yazılımı da tasarladı. Fakat Rich Skrenta dediğiniz zaman onu tanıyan herkesin verdiği cevap aynı: “Bilgisayar virüslerinin mucidi.” Aslına bakarsanız Skrenta da bu durumdan pek şikâyetçi değil. Kendisine sorulduğunda “hiç tanınmamış olmak yerine bu şekilde tanınmış olmayı yine tercih ederdim” demiş.

Microsoft Windows işletim sistemi için yazılan ilk virüs ise 1986 yılında Pakistanlı iki kardeşin birlikte yarattığı “Brain”. Skrenta’nın virüsü gibi bu kardeşlerin virüsü de bir boot sector virüsüymüş. Tabii bu dönemlerdeki virüslerin verebilecekleri zararlar oldukça sınırlıydı. Ancak 1990lı yılların ikinci yarısından itibaren bilgisayar ve internet kullanımının çığ gibi büyümesi bilgisayar virüslerinin verebilecekleri hasar oranının oldukça artmasını sağladı. Özellikle e-mail kullanımının yaygınlaşması, virüslerin dünya üzerindeki dolanımı için biçilmiş kaftan niteliğindeydi.

Melissa” (1999), “Love Bug” (2000) ve “SoBig” (2003) gibi virüsler kendilerine bilmedikleri bir kaynaktan gelen e-mail’i açan milyonlarca insanın bilgisayarına bulaştı ve bu kişilerin bilgisayarlarından başkalarına virüslü e-mail gönderen bir programı otomatik olarak harekete geçirdi.

Bilgisayar Virüsleri 25 yaşında!Bugün ise virüsler sayesinde “bilgisayar güvenliği” gibi 38 milyar dolarlık bir sektör ortaya çıkmış durumda ve 2 yıl sonra bu sektörün 67 milyar dolarlık bir endüstri haline gelmesi bekleniyor. Virüsler de aynı şekilde günden güne çoğalarak ve çeşitlenerek büyüyorlar. 5 yıl önce haftada 100 virüs tespit edilirken bugün bu rakam günde 150 – 200 yeni virüs.

Ünlü anti-virüs yazılım şirketi Symantec, Rich Skrenta’nın virüsü yayılmaya başladığı sene kuruldu ve Apple’ın Macintosh bilgisayarlar için ilk antivirüs programlarını 1989’da satışa sundu. Bugün Symantec’in yazılımı Norton en popüler virüs koruma programlarından birisi olarak kabul görüyor.

Gelecekte virüslerin verecekleri zararlar artacak gibi gözükmekte ve artık anti virüs programsız bilgisayar kullanmak, emniyet kemersiz araba kullanmak gibi bir durum. Eğer hala bir anti virüs programı kullanmıyorsanız tehlike çanları sizler için çalıyor olabilir.

1/2/2008 | Kategori: TeKNoLoJi | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

YOUTUBE'DEN SEÇİLENLER...(2)

Snowbooooooooard!

Snowboard’un yaşayan efsane ismi Norveçli Terje Håkonsen’in 7601 metre yüksekliğindeki dağdan kaydıraktan kayar gibi inişi.

 

OK Go - Here It Goes Again

25,241,779 kişi yanılmış olamaz! YouTube’da rekorlar üstüne rekorlar kırmış, OK Go grubunun Here It Goes Again adlı harika parçalarına muhtemelen beş kuruş harcamadan çektiği video klip. İzleyin ve mümkünse evde deneyin!

 

Mutlu bir animasyon: Happy

Vancouver Film School öğrencisi Michael Lewicki’nin yaratıcı animasyon çalışması. Oldukça hoşunuza gideceğinden eminiz.

 

Karate Kedi

Kedi videolarına takıntılı gibi görünüyor olabiliriz ama bu hayvanlar harika. İki kedinin taktiksel düellosunu izliyoruz. Şirinliğine aldandığınız kedilere yaklaşırken bir kez daha düşünün!

 

Pac-man bir çılgınlıktır!

Bir kaç hafta önce bahsettiğimiz 80’lerin unutulmaz bilgisayar oyunu Pac-man’in çılgınlık derecesinde sevildiğine sizi inandıramadıysak bu videoyu izleyip gözlerinizle görmenin zamanıdır.

 

YoYo ile sınıları zorlayanlar

Herşeyin şampiyonaları düzenlenir Amerika’da. İşte şimdi de masum bir oyuncak gözüyle bakıyor olduğumuz YoYo ile aslında neler neler yapılabileceğinin kanıtı. İzliyoruz.

25/11/2007 | Kategori: TeKNoLoJi | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

İNTERNET HASTALIKLARI...

İnternet hastalıklarıKabul edin, bağımlısınız. Hepimiz bağımlıyız. Oyun oynamaya, internet başında sabahlamaya, blog yazmaya, YouTube arşınlamaya bağımlıyız. Meğer bu rahatsızlıklarımız artık literatüre de geçmiş, isimleri falan olan sorunlarmış...

Ego surfing – Ego sörfü: Google’da ya da EkşiSözlük’te kendi adınızı aratıyorsanız siz de bu hastalıktan mustaripsiniz demektir. Ancak asıl kastedilenler kendi isimlerini, yaptıkları işleri her gün aratanlar, haklarında hangi anahtar kelimelerle neler araştırılmış inceleyenler ve hatta abartıp bu insanların peşine düşenler.

Infornography – Enfornografi: Anladığınız gibi pornografi ile enformasyon kelimelerinden yaratıcı şekilde üretilmiş bir fenomen. Her türlü bilgiye aç ve bu ihtiyacını internetle karşılayan kişilerin rahatsızlığı. En önemli iki yan etkisi, her okuduğunu gerçek sanmak veya artık okuduğu hiçbir şeye inanmamak.

YouTube narcissism – YouTube narsizmi: YouTube ve diğer video paylaşım sitelerine gayet kişisel videolarını koymak. Bunun bir ileri aşaması da video günlük tutmak. Asıl amaç ise başkaları tarafından keşfedilmek ve ilgi çekmek.

İnternet hastalıklarıCheesepodding: Nasıl Türkçe hale getirilir bulamadık. Sürekli MP3 aramak, dinleyemeyeceği kadar şarkı indirmek ve koleksiyon yapmak olarak tanımlanıyor. Ancak indirdiği şarkıları dinleyenler bu gruba dahil değil.

Blog streaking – Blog teşhirciliği: Her türlü sırrını blogunda anlatmak. Ancak bir blog teşhircisi sayılmanız için zaman zaman başkalarından da bahsetmeniz ve onların hayatları hakkında öğrendiğiniz sırları da anlatmanız gerekiyor.

Crackberry: Henüz hayatımıza Blackberry’ler tam olarak entegre olmadı. Bu sebeple henüz Türkiye’de yukarıdakiler kadar yaygın değil. En alakasız zamanda Blackberry’den mail kontrol edenlere bu isim veriliyor. Ancak bu iş için bir Blackberry kullanmak şart. Yani maillere değil, bu cihaza olan bağımlılıktan bahsediliyor.

 

İnternet hastalıklarıSidekickism: Sidekick de henüz buralarda görünmüyor ancak yabancı yaşıtlarımız arasında çılgınlar gibi popüler. Sidekick, ekranı dönerek açılan ve altından QWERTY klavye çıkan bir cins mesaj telefonu. Elinden bu aleti düşüremeyenler işte bu rahatsızlığın pençesinde.

MySpace impersonation – MySpace Taklitçiliği: Yıllardır her türlü chat platformunda yapılan durumun abartılmışı. Yani internette başka biri gibi davranma hali. Ancak MySpace taklitçileri, canları isteyince başkası gibi konuşmuyorlar, adeta MySpace’de alternatif bir yaşam oluşturuyor ve online iken o kişi gibi yaşıyorlar.

Google entourage: Yakınları, tanıdıkları, arkadaşları ne yapmış diye Google karıştırmak. Onlar hakkında neler dendiğini araştırmak ve gerekirse onlar adına cevap vermek gibi bir ileri adımı daha var.

Google stalking: Bu da eski sevgililerin izini Google’dan sürmek anlamına geliyor. Eğer kontak kurulacaksa “MySpace taklitçiliği” yolu izleniyor.

Photolurking: Başkalarının MySpace, Flickr, Picasa, Live Journal sayfalarında dolaşıp saatlerce tanımadığı insanların fotoğraf albümlerine bakanların yaptığı şey.

Cyberchondria: Siber hastalık hastalığı. Öncelikle doktora gitmek yerine internete danışmak gerekiyor. Bir de bulduğunuz yalan yanlış bilgiler sonucu ciddi bir hastalığınız olduğuna karar veriyorsanız tebrikler.

Wikipediholism – Wikipedializm: Adı üzerinde, Wiki bağımlılığı. Sadece okumak yetmiyor, sürekli makale değiştirmeniz, yeni başlıklar açmanız gerek.

18/11/2007 | Kategori: TeKNoLoJi | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

MEVSİMLİK SAAT..

 

Mevsimlik saat: Zamanda oynama?Mevsimlik saat uygulamasının mantığı nedir? Yılda zaten bir kez "seneye görüşürüz" geyiklerine maruz kalıyoruz, bir de üzerine neden iki kez "bu gece bir saat az uyuyacağız" geyiklerine maruz bırakılıyoruz?

Yaz saati / kış saati uygulamaları, bildiğin gibi güneş ışığından daha fazla yararlanmak için uygulanıyor. Kısaca bahar gelince saatleri bir saat ileri alıyoruz, sonbaharda da bir saat geriye. Bize antik uygarlıklardan miras kaldıysa da modern uygulama 1907'de düşünüldü, 1916'da savaş ekonomisi sebebiyle standart hale geldi. Yaygın değil, standart diyoruz çünkü o zamana kadar bir çok ülke, ikişer üçer saatten kafasına göre ayar yapıyordu. Peki asıl amaç nedir? Elektrik tasarrufu. Peki mevsimlik saat uygulamalarının enerji tasarrufu sağlamadığın istatistiklerle kanıtlandığını biliyor muydun? Üstelik çalışma zamanlarını saate göre değil, güneşe göre ayarlaması gereken çiftçiliğe de zarar veriyor. Tabii Türkiye'de değil, çiftçi bile olsa çalışanların mesailerini saate göre ayarladığı diğer ülkelerde.

Mevsimlik saatin kaynağı

Romalılar, günün güneşin göründüğü kısmını 12'ye bölen bir saat sistemi kullanıyordu. Her evde saat olmadığından, yani merkezi su saatleri kullanıldığından bu ayarlama sorun olmuyordu. Herkesin kolunda saat varken, her gün bir saatin uzunluğunun değiştiğini bir düşünsene? Mesela Roma'da kışları bir gündüz saati 44 dakika sürüyordu, haliyle gece saati uzuyordu. Yazın ise bir gündüz saati 75 dakikaya kadar uzayabiliyordu. Buyrun en alasından yaz saati uygulaması.

Mevsimlik saat: Zamanda oynama?Benjamin Franklin, yazın sokaklarda top atılarak ve kilise çanlarıyla herkesin uyandırılıp güne erken başlamasını, geceleri de erkenden yatılmasını önermişti. Bu da değişik bir yaz saati uygulaması. Benji, saatlerin ayarlanmasıyla ilgilenmemişti, çünkü 18. yüzyılda saat uygulamasını kimse ciddiye almıyordu. Saat kavramının tekrar ciddiye alınması, demiryollarının yaygınlaşmaya başlayıp trenlerin bir tertip düzene oturtulması ihtiyacı sonrasına denk geliyor.

1905'te İngiliz maceracı William Willett, kahvaltı öncesi bir ata binme seansında, herkesin uyuyarak bu güzel saatleri nasıl kaçırdığına hayret etti. 1907'de yaz saati uygulamasını taslak olarak İngiltere'nin dikkatine sundu. Aslında tek amacı, golf oynayacak daha fazla gün ışığına sahip olmaktı! 1916’da uygulamayı resmen kabul eden ilk ülke ise Almanya oldu. 1917'de diğer Avrupa ülkeleri, 1918'de de Amerika resmen yaz saati uygulamasına geçti.

Faydası, zararı neler?

Mevsimlik saat: Zamanda oynama?Dediğimiz gibi, istatistikler yaz saati uygulamasının elektrik kullanımı bakımından hiçbir tasarruf sağlamadığını gösteriyor. Yaz saati, dünyadaki benzin sarfiyatını %1 oranında artırıyor ancak bunun sebebinin güneş ışığı değil, insanların yazın tatile seyahate gitmesi olduğu düşünülüyor. Şimdi gerçeklerden bahsedelim. Mevsimlik saat uygulamasının enerji tasarrufu sağlamadığını hükümetler de biliyor. Öte yandan güneş ışığında daha fazla alışveriş yapılıyor. 2007'de yaz saati uygulaması sayesinde Amerika'nın günlük perakende cirosu bir milyar dolar artmış. Yani yaz günlerinde insanlar daha fazla alışveriş yapıyor ve alışveriş ancak gün bitince bitiyor. O zaman günü geç bitirerek daha fazla alışveriş yapılması sağlanabilir ve sağlanıyor da. Fakat yaz saati / kış saati uygulamalarının yarattığı karmaşa, en ufak olaydan nem kapan borsayı fena etkiliyor. 2000 yılında yaz saati uygulamasına geçildiği gün, Amerika'da 31 milyar dolar borsa zararı yaşanmış. Yaz saati televizyonların reytinglerini de düşürüyor.

Olay biraz karışık

Saatlerin değişmesi, hayatı karmaşıklaştırıyor. Mesela kış saati uygulamasına geçilirken, saat 02:00'de 01:00 haline geliyor. Bu da o gece 01:00 - 02:00 arasının iki kere yaşanması demek. Taşımacılık, özellikle hava yolu sektörü, bankacılık, bilgisayar işlemleri gibi konularda gerekli dikkatin gösterilmediği durumlarda nasıl bir kaos yaşanacağını hesap edebiliyor musun? Ayrıca dünyanın bütün zaman dilimleri aynı saatte değişmiyor, bu da mevsimlik saat uygulamasının gerçekleştiği günün, zamanın kritik öneme sahip olduğu işlerde kabusa dönüşme ihtimali anlamına geliyor. Peki ya orijinal tasarıdaki gibi, haftalık 20 dakikalık değişikliklerle üç haftada saati değiştirseydik? O zaman halimiz nice olurdu?

9/11/2007 | Kategori: TeKNoLoJi | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

YOUTUBE'DEN SEÇİLENLER...




 

Paint ile Mona Lisa nasıl çizilir?

Paint'i hepiniz biliyorsunuz. Windows'la birlikte gelen en basit resim programı. Photoshop, Freehand gibi gelişmiş programların yanında oldukça sönük kalan Paint'i resim çizmek için kimse kullanmaz sanıyorsanız yanılıyorsunuz! Yetenekli ve bir o kadar da çılgın bir Paint-sever, iki buçuk saat uğraşmış ve Paint'te Leonardo da Vinci'nin ünlü Mona Lisa'sını çizmiş. Hayretler içinde izliyoruz haliyle. Tabii hızlandırılmış beş dakikalık versiyonunu.

 

Sonrakini bekleyeceğim... (J'attendrai le suivant...) Ödüllü Fransız kısa film

2004 Avrupa En İyi Kısa Film Ödülü sahibi bir kısa film izliyoruz. Konusundan kısaca bahsetmek gerekirse aşkı arayan ama bir türlü aradığı kadını bulamayan zengin bir adam, normal yollarla "o"nu bulamayacağına karar verince, metroda evlenmek için birisini aradığını söyler. Aradığı özellikleri sayar ve teklifini kabul edecek birisi varsa bir sonraki istasyonda inmesini ister. Buradan sonrasını tabii ki oldukça merak ediyoruz. Yönetmen de son derece etkili bir final sunuyor bize.

 

Trafik lambaları savaşıyor!

Sırada bir reklam filmi var. Ama son derece yaratıcı, animasyon tekniğinin sınırlarını zorlayan bir reklam filmi. Trafik lambaları savaşıyor! Evet, yeşil ışıklar kırmızı ışıklara karşı. Tarafınızı seçin ve dikkatle izleyin.

 

100 kişilik FlashMob. FlashMob ne mi? İzleyin, görün!

Boş bir sokakta yürüyorsunuz ve birden karşınıza bağırıp çağıran ve çılgınca koşan 100 kişi çıkıyor. Her gün görebileceğimiz bir sahne değil, öyle değil mi? "Tensai Takeshi no Genki ga deru Terebi" adlı Japon TV programında 100 kişilik bir ekip sokakta kurbanlarını seçip harekete geçiyor. Tamamen zararsızlar ama şaka yapılan insanların tepkileri çok komik.

 

Hazır video klip - The Only One

Fransız grup Readymade FC'nin video klibi, adlarına yakışır bir şekilde hazır-yapım. Herşeyin önceden hazırlandığı bir sette çekilmiş, yaratıcılıkta sınır tanımayan bir video. Şarkı da gayet hoş. Dinlemenizi/izlemenizi öneriyoruz.

 

Şirin yorgun kedi!

Söze gerek yok! Bu kedi dünyanın en sevimli, en yorgun, en uykulu kedisi.

28/10/2007 | Kategori: TeKNoLoJi | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı


Get kardeslikk chat group | Goto kardeslikk website

Daha fazla bilgi yarışması için buraya tıklayın

© TeKNoLoJi - eğlence - Blogcu Copy right Information
Put all your links here.. write down what ever you like
Designed by : Rambling Soul | XHTML 1.0 | CSS | Uyarlama : ŞablonTüRK

cursor